doğuma hazırlık

Gelelim doğuma...

Bi dakka, o kadar da kolay değil. Hemen gelmeyelim. Şimdi tabii ki "acaba çocuk iki yaşına gelip de markette kendini yere atınca napıcam?" sorusunun cevabını kaydeden bi anne adayının (ulan daha bi dur, allam ya. hele bi doğur.) hemen doğuma gelmesi mümkün mü? Önce ebeveynlik seminerlerine gidildi. Bi haftasonumuzu karı koca orada yedik. Evet, baya kek pasta falan vardı, yedik yani skdfnskdf. Arada iki üç masaj tekniği, doğum pozisyonu falan öğrendik. Check listemizin oluşmasında seminerin katkısı da epey oldu. Fenaydı diyemem, ama sağlık sigortamız karşılamasa gideceğimiz bi seminer miydi...bugünkü kafamla değildi. O günkü kafamla, gitmesek intihar falan edebilirdim yani. NE DEMEK LAN ÇOCUVU SEMİNERSİZ DOĞURMAK, CAHİL Mİ DOĞURAYIM EVLADIMI, HI? 
E günler günleri kovalıyor, benim göbek artık su içerken falan tepsi görevini rahatlıkla görüyorken netflix'te "Call the midwife" diye bi diziye denk geldim. Ahan da dedim, tam ihtiyacım olan şey ksdnfjkf. Ben de her an ebeyi çağırabilirim. Buralarda doğumdan önce, sırasında ve sonra bir de ebe yardımcı oluyor. Esasında doğumu yaptıran zaten ebe, doktor şöyle bir doğum esnasında bakıp çıkıyor. Hastanedeki ebelerin dışında doğuma eşlik eden ya da doğum harici gebelik takibi ile doğum sonrası lohusa takibine sürekli gelen ebe var. Yalnız ebeni sen bulacaksın. Ebeni ararken de ebenin tersini görüyorsun. O kadar çok ebe aradım ki, bir ebe bir de yuva aramamın hikayesi stresten başka bir şey değil. Ki onu da sonra anlatırım, her şey sırayla ayol. Neyse işte diziyi her akşam bir iki bölüm indiriyorum mideye ve doğumda karşılaşılabilecek her türlü sorun, her türlü doğum biçimiyle haşırneşir oluyorum. Drama olarak tasarlansa da baya baya minnak bebeklerin doğum sahnelerini gördükçe şarıl şarıl da ağlıyorum tabii. 
Bu sırada bir de evimize yakın, normal doğum ve emzirme dostu hastane arıyoruz. Gerçi içim dışıma çıkarken bir hafta yattığım hastaneden çok memnun kaldığım için, orayı gözümüze kestirmişiz. Lakin bendenizin hamilelik şekeri eğer diyatetik olarak kontrol altına alınmazsa orada doğurmam imkansız, çünkü 24 saat çocuk ünitesi yok hastanenin. Bendeki de cesaret, bi sorun falan olsa hop ambulansla kaldırılcaz en yakındaki diğer hastaneye! Gerçi iki kilometre yolu, İstanbul ya da Mexico City hadi New York olmayan bi yerde gitmek zaten beş dakkayı almadığı için pek "uuvv, çok cesaretliymişsin" denemez. Kontrollü cesaretliyim olm ben :) 
Hastanenin de semineri var, ona da gittik. Sıralayınca baktım da amma seminer varmış kardeş. Orada da doğumhaneyi falan tanıtıyorlar. Doğumhane değil, 5 yıldızlı otel sanki. Her şey içime sindi. Hamilelik şekerini de kontrol altına aldım. Başka büyük bir hastaneden "istediği yerde doğurabilir" raporumu da alıp, kendi hastaneme teslim edince, artık vira bismillah diyebilirdik...38. haftaya girmiştim artık. Ayaklarım ve ellerim kocamandı. Havalar sıcaktı ve üç dört gün boyunca biraz fazla yürümüştüm. Ramazan Bayramı'nın son günü, akraba ziyareti yapacaktım. Değil evlere, yerlere göklere sığamayınca caydım. Regl olmayı unutmuş biri olarak, ciddi regl sancısı çekiyordum. Geçen postta bahsettiğim grupta "Acaba doğuruyom mu lan" diye sorunca, hakikaten doğuruyor olabileceğim ihtimali çıktı karşıma. Hiçbir şey tam değil, her şey yarım! Daha hastane çantası bile hazır değil. Çocuğun eksikleri var, pi allah belamızı vermesin!..

Kommentare

Beliebte Posts