Neeu, hamile miyim? HAYIIAAR

evet. o üzerine işediğim çubuktaki çift çizgiyi görünce ilk aklıma gelen şey "şimdi deveyi hörgücüylen tuttuk" oldu. günlerden pazartesi. yazıp bitirmek istediğim bir essay var. cuma regl olmam gerekiyordu, olmadım. haftasonu evimize misafir olan çift "hamile kalırmışsın, ne güleriz" diyorlardı; ama ben hamile olmadığımdan da yüzde bin sekiz yüz elli falan eminim, o derece! marco ile birlikte tayland'a mı gitsek yoksa kenya'ya mı diye düşünüyoruz yaza doğru. ne yapsak da az daha para biriktirsek kafasındayız. tamam, hayatımızın bir noktasında çocuk istiyoruz, eyvallah. bi yüksek lisans bitsin. sonra doktora bursu kazanayım, işler rayına otursun ondan sonra. hem zaten daha ne kadarlık evliyiz ki? bir seneyi yeni devirdik sayılır....

eline daha önce hamilelik testi alanlarınız varsa, testin içinde yazılı olanı, ne yapacağını falan biliyordur. benim testimde "3 dakika bekleyin" yazıyordu; ama aradan on beş saniye geçmemişti ki çift çizgi çıkmıştı. mal gibi üç dakika o çizginin geçmesini bekledim ve beklerken umutlarım tükenince gözlerimde yaşlar sicim gibi akmaya başladı. daha dün tatil planı yapan ben, şimdi karnımda ne zamandır ikamet ettiğini bilmediğim bir eliyın ile başbaşaydım. banyoyu küfrederek arşınlıyordum. hazır mıydım? kesinlikle değildim. "tezi kim yazıcak, doktoraya kim başlıycak" diye ağlıyordum. bi dakka ya? ben niye kendi başıma ağlıyordum? hemen beni bu işlere bulaştıran kocayı aradım. "gördün mü bak! hamileyim işte!11" diye ağlama bağırma arası bir sesle kurdum ilk cümlemi. "oha" oldu karşının cevabı. "e, bu iyi bi haber değil mi?" diye devam etti oha diyen taraf. o ana kadar bunun iyi bir haber olabileceğini düşünmemiştim. iyi haber dediğin kafamda hep şöyleydi; bebek yapmaya karar verirsin, bir iki ay çabalarsın ve olmaz. sonra aradan çok da zaman geçmeden bir bakarsın çubukta çift çizgi var. bunun dışında iyi haber olmaz güzel kardeşim. çünkü ya çok beklemişsindir ve hayal kırıklığı yaşama oranın yüksektir ya da benim gibi hiç beklemediğin bir sürprizle karşı karşıya kalırsın. ama ya gerçekten iyi haberse? marco ile telefonu kapatıp biraz da annemin sevinç çığlıklarını dinledikten sonra, evin en mantıklısı babama telefon açtım ve onun ilk sözü "biraz erken değil mi" oldu. tam kendimi "bu iyi bir haber olabilir, hı?" ya alıştırmaya çalışırken içimden geçenlerin babamın ağzından çıkması aşırı derecede sinir bozucuydu. BİZ DE BİLİYOZ HERHALDE ERKEN, NAPAK ÖLEK Mİ?

o öğleden sonra hemen doktoruma gitmiş ve ultrasonda minnacık bir kara lekeye tanık olmuştuk. henüz daha ne kesesi vardı, ne dış gebelik olup olmadığı belliydi. yaklaşık iki haftadır bana tutunmuştu, yani aslında yola çıkmış bile sayılmazdık. aksi bir karar verip, eve döndüğümüzde tatilimizi planlamaya devam edebilirdik...etmedik. marco ve ben el ele tutuştuk, elimizde siyah beyaz bir ultrason çıktısıyla onun yerine yerleşmesini, kalbinin atmasını beklemeyi tercih ettik. iyi ki de etmişiz. o gün ve sonraki birçok zaman başka sebeplerden ağlamış olabilirim; ama toprak'ı doğurmak hayatımın çok güzel kararlarından. iyi ki o bizimle, biz onunla kalmaya karar vermişiz, galp galp galp!

Kommentare

Beliebte Posts